7575227393 Blog

UYANIKLAR TOPLANIN

8165082100

“Bütün uyuyanları uyandırmaya tek bir uyanık yeter.” -Malcolm X

Bu yazı tüm uyanık olanlara ve uyanık olma potansiyeli taşıyanlara.

İkinci seçenek dolayısıyla aslında herkese. Çünkü gülümsemenin bile güzellik olduğu bu dünyada diyorum ki ‘Kimse yoktur ki iyi olamasın.’

Kollarında yeni doğmuş kardeşi ile Pan’ın labirentinin sonunda üvey babasına bakan Ofelia, ölümden her çocuk kadar korkuyordun ve ben bu gerçekle hiç baş edemedim.

Ofelia, savaş zihniyetinin öldürdüğü çocuklardan sadece biri. Filmi bitirdiğimde bu cümleyi yazarkenki kadar soğukkanlı değildim elbet. Ofelia son sahnede iyilik dolu yeraltı krallığının prensesi olarak tahta çıkarken ben çoktan ekranı bulanık görmeye başlamıştım. Jenerik geçerken ağlamam hırçınlaşıyordu. Bir yerden bir öfke tohumu başımı ağrıtmaya başlamıştı. Filmi beraber izlediğim arkadaşım olana anlam veremezken ben gittikçe daralan bir küpün içinde sıkışmış gibi hızla küçülüyordum. O yoğun duygu halinden sadece bir cümlemi hatırlıyorum; “Savaş yüzünden daha fazla çocuk ölmesin, nolursun.”

Uzun süre o gece kime yalvardığımı düşünüp durdum. Yaradana hitap etmiyordum ya da Vidal gibi savaşın çirkin gücünü temsil eden sadistlere. Sanırım sana yalvarıyordum. Kendime yalvarıyordum.

Uyanmak için ne gerekiyordu? Sosyal medyada savaşta ölen çocukların fotoğraflarına bakmak mı, cebimdeki tüm parayı bağışlamak mı, telefonumun ana ekranını yerde cansız yatan Filistinli bir çocuk bedeniyle kaplamak mı? Hiçbiri uyanık olmanın gerektirdiklerine yaklaşamıyordu.

Benim başkalarını uyandırmam gerekiyordu.

Kör birini olanlara karşı tepki vermediği için suçlayamazsınız. Fark etmeden, bilmeden yaptığınız hiçbir şeyden sorumlu tutulmadığınız gibi. Ama kimse kör olarak yaşamaya devam etmenin, bu sorumluluğa erişmekten çekinmenin hakikat olduğunu da söyleyemez dostlar. Hal böyleyken hem ruhani hem de bedeni olarak beni ele geçiren faaliyetler yönümü değiştirmişti. Savaştan kaçan ve işçi olmak zorunda kalan çocukların eğitim hayatına kazandırılmasıyla ilgili içinde bulunduğum kurumda çalışmalarımı arttırdım. Ve bir gün fon ile ilgilenen ekibe bir soru sordum. “Hali hazırda bir çocuğu okula yazdırmak için aileye ayda kaç lira vermemiz gerekiyor?” Cevap, en az 200’dü.

Bir çocuğu merdiven altından alıp eline kalem vermek için ayda 200 liraya ihtiyaç vardı. Zihnimde bu rakam dönüp duruyordu. İnternete göre bir milletvekilin aylık maaşı ortalama 18 bin liraydı, ünlü bir modelin maaşı 200 bin lira olarak manşetlere yansımıştı, bir komedyenin 500 bin liralık saatinin manşeti önüme gelince geçen sene bir futbolcunun taktığı 6.8 milyon liralık saati aklıma geldi.

Metrobüsten inmiş, bir banka oturmuş matematik hesabı yapıyordum. Yılda 2400 desek, 6.8 milyon bölü 2400…. 2833! İki bin sekiz yüz otuz üç çocuğun okula gitmesi demek. Elimizde listeler vardı. Esenyurttan, Zeytinburnundan, Fatihten, her yerden Afgan, Suriyeli…. çocuklar. Tekstilde günde 12 saat çalışan çocuklar.  Ama fon yeterli gelmediği için ulaşamıyorduk.

O günden sonra minik bir kompulsiyon geliştirmeye başlamıştım. Iphone X’in lansmanında fiyatlar açıklandığında kendimi tüm rakamları 200’e bölerken buluyordum. Arkadaşım nişan yüzüğünün fiyatını söylüyor bense şaşkın gözlerle içimden bölme işlemimi yapıyordum. İş yerine 1200 liraya elektrik süpürgesi alınmıştı, bir ünlünün nafakası 125 bin lira olarak ülkenin adaletince belirlenmişti, kuzenimin psikiyatristi saat başına 800 lira alıyordu, dayımın ev kirası 1500 liraydı, telefonum 2800 liralıktı, dün yediğim yemeğe 20 lira vermiştim, bugün içtiğim kahve 12 liraydı, ayağımdaki botlarsa 330 lira…

Daha kendime veremediğim hesabı o çocukların gözü önünde nasıl verecektim?

İşte tam da burada bir hakikate şahit oldun. Sana İsrail hapishanelerinde dövülerek öldürülen 7 yaşındaki Mahmut’tan ya da annesi gözünün önünde tecavüze uğrayan ve sıra bana gelecek mi korkusunu ölmeden hemen önce tadan 12 yaşındaki Zeynep’ten bahsetmedim. Bahsetmediğim için bilmiyorsun ya, işte uyumak derken bundan bahsediyorum. Etrafında uyuyan öyle çok insan var ki, uyandığında hepsini göreceksin.

Haydi kalk, ‘5 dakika daha’ hakkın doldu. Çünkü artık bu dünyada her 5 dakikada 3600 çocuk açlıktan ölüyor ve her 5 dakikada bir çocuk patronundan şiddet görüyor.

Oysa ‘Onun İşi Okumak.’

Tıpkı çocukken senin olduğu gibi.